Aile Gazetesi

Çocuk, oyun gelişim dönemleri ve oyuncak seçimi

Oyunun ne olduğu ve nasıl tanımlanması gerektiği ile ilgili farklı tanımlamalar vardır. Dewey oyunu, sonuç gözetilmeyen bilinçsiz davranışlar olarak tanımlamıştır. Spencer oyunu fazla enerjinin atılması yöntemi olarak tanımlarken Moriltz çocukların bedenlerini dinlendirmek ve enerji depolamak için oyun oynadıklarını belirtmiştir. Piaget “oyun uyumdur” vurgusunu yapmıştır. Oyunun en önemli unsuru ise oynayan kişinin tamamen özgür olması ve içgüdüsel tepkilerini de ortaya koyabilmesidir.

Oyun çocukluk dönemine özel bir uğraş olarak görülse de aslında her yaşta oynanabilir. Ama yukarıda belirtilen özellikleri taşıyan oyunlar özellikle çocukluk döneminde oynanan oyunlardır. Yaşın ilerlemesi, uğraşların ve ihtiyaçların değişmesi ile oyuna ayrılan zaman giderek azalır. Belli bir yaştan sonra oyunlar insan hayatında bulunmaya devam etse de daha çok kurallı ve üreticilik faaliyetini çok fazla içinde barındırmayan bir hal alır.

Doğumdan itibaren kendini göstermeye başlayan oyunsal faaliyetler, bebeğin gelişimi ile parallellik göstererek gelişir ve değişir. İlk aylarda bebek daha çok yakındaki nesneleri tutmaya çalışarak veya çevresindeki insanlara bakarak oyun oynar. Zamanla el ve kol faaliyetleri geliştikçe bebek, çevresindeki nesneleri yakalamaya başlar ve onları çekerek, onlara çarparak tamamen keşfe dayalı, serbest ve kendiliğinden oyunlar geliştirir.

2 yaşından itibaren çevresini gözlemlemeye ve tanımaya başlayan çocuk daha çok günlük yaşamı canlandıran dramatik oyunlara yönelir. Dramatik oyunlar ile kendisini başkasının yerine koyarak oynadığı rolle ait kişiliği tanımaya çalışır. Başkalarını tanırken kendini tanıma fırsatı elde eden çocuk, kendini başkalarından ayıran özelliklerinin de farkına varmaya başlar.  Bu yaştan sonra ortaya koyulan oyunlarda daha çok üretkenlik devreye girer. Sahip olduğu üretkenlik becerisi ile çocuk oyunlarında kendi gücünü sınamaya çalışır. Oynadıkça duyuları keskinleşir, yetenekleri gelişir ve becerileri artar. Bu süreç içerisinde sadece büyüklerinden gördüklerini aktarmakla kalmaz çocuk, kendi algı ve deneyimlerini de oyuna yansıtır.

2 yaşa kadar tek başına oynanan oyunlar daha hakimken, 2 yaştan sonra çocuk, oynanan bir oyunu izleyerek gözlemlemeye çalışır.  Başlangıçta sadece gözlemci olarak katıldığı oyunlara çocuk, 3 yaştan itibaren paralel oyunlar ile katılmaya çalışır. Paralel oyunlarda çocuklar birlikte ve aynı malzemelerle oynuyor gözükseler de aslında faaliyetlerinde tamamen birbirlerinden bağımsızdırlar. 4 yaştan itibaren birlikte oynanan oyunları tercih etmeye başlar. Birlikte oynanan oyunlar yoluyla çocuk paylaşmayı öğrenecektir. Zaman içerisinde ise daha işbirliğine dayalı ve kuralları olan oyunlara katılmaya hazır hale gelir. Toplumsal kurallara uyum sağlayabilmek ve grup ile hareket edebilmek becerisini geliştirebilmek için kurallı ve işbirlikçi oyunlar çok önemlidir.

Her çocuğun içinde yaşadığı ortam ve deneyimlerinden algıladıkları farklıdır. Bu sebeple yukarıda bahsedilen yaş değerleri çocuğa göre değişiklik gösterebilir. Aynı zamanda cinsiyet ve kültürel farklılıklar da yaşlara göre oyunun farklılık göstermesine etki edecektir.

Oyuncak seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri, çocuk kaç yaşında olursa olsun sağlığını ve güvenliğini tehdit etmeyecek oyuncakların seçilmesidir. Özellikle bebeklik döneminde bebeğin sık sık oyuncaklarını ağzına götürdüğü de düşünülerek oyuncağın üretiminde kullanılan boya ve katkı maddeleri gibi unsurlar özenle kontrol edilmelidir. Küçük parçalı oyuncaklar yutma tehlikesinden dolayı tercih edilmemelidir. Sivri veya kesici uçları olan oyuncaklar çocuklardan uzak tutulmalıdır. Oluşabilecek kazaları önlemek için bebekler oyuncaklar ile uzun süre yalnız bırakılmamalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.